Sahte duruşlar, mecbur kalışlar, yalandan yazılar, Anıtkabir’de “heykel gibi duruşlar”…
Ve dün, Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramıydı. Bana göre yanlış bir kavram “anma”. O hep yanımızda, önümüzde, her zaman yol gösterici olmuştur. Ben, Atatürk İlk Öğretmen Okulu mezunuyum. Yoksul bir köyden çıkıp, O’nun adının olduğu bir okuldan mezun olabildim. Yoksa olanaksızdı okumam. Benim gibi milyonlar var.
3 Mart 1924’te İslam Dini’nin inançları, ibadet ve ahlakla ilgili işleri yürütmek ve din konusunda toplumu aydınlatma, ibadet yerlerini yönetmek amacıyla kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı, milli ve dini günlerde Cumhuriyet’in kurucusu olan Ata’mızın ve yol arkadaşlarının “uydurma belgelerle” adını anmakta direnç gösterdiği bir süreci yaşadık, yaşıyoruz.
Uzun yıllar her iktidar değişikliğinde ya da her yeni Milli Eğitim Bakanı atandığında yeni müfredattan bahsettiği günlerden bu güne geldik: “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” on yıllık bir çalışmanın ürünü olduğu söylenen, 3500 sayfadan oluşan sözcük kalabalığı, Milli Eğitim sorunlarını çözemeyerek, daha karmaşık hale getirecek… Bu programda Atatürk’e, Cumhuriyete, çağdaş, laik, bilimsel eğitime neredeyse hiç yer verilmiyor. Çocuklarımızın, gençlerimizin geleceğine yönelik bilimsel, laik, demokratik eğitim anlayışı, özgürlükçü, düşünen, üreten, paylaşan, sorumlu yurttaş yetiştirme amacından çok uzak “müfredat” olarak karşımıza çıkıyor.
Kısaca, tüm kasmalara, örtülü amaçlara rağmen “muasır medeniyetler seviyesine” ulaşmak için Atamızın belirlediği ilkeler doğrultusunda, ülkemizin siyasi ve soysal gelişimine engel olunamayacağını, milli bayramlarımızdaki halkımızın yoğun katılımları, kamuoyu tepkileri ve seçim sonuçları net bir şekilde göstermektedir.
Yüz yılı geçmiş bir Cumhuriyetin çocukları, gençleri, kadınları kısaca tüm toplum, zaman zaman umut yorgunluğuna düşse de …
“19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun”