
Televizyona çok takılmadığımdan bir projeksiyon cihazı alsak nasıl olur diye arada söylenirdim.
Son 1.5 yılımı geçirdiğim Bolu ve Düzce’de evimde TV yok, almadım…
Geçen doğum günümde çocuklar ve hanım bana bir tane projeksiyon cihazı hediye ettiler.
Akşamları bundan film izliyorum. Haber izliyorum. Yani ne desem ki mükemmel.
Sinema gibi.
Duvara yansıtıyorsun dev bir ekran.
Maç seyri gerçeğinden güzel.
Film kaynağım bir ara Netflixdi. Aboneliğe ara verdik bu sıra.
Gerek tepki, gerek bir şey de yok hani, saçma sapan dolgu filmler.
Mecburen Youtube açıyoruz.
Hemşerimiz Türker İnanoğlu’nun Erler Film’inin Youtube sayfasına dadandım.
1960’lardan siyah – beyaz filmlerinden bugüne tüm repertuar bu sayfada.
Eski filmler restorasyonlu. 4K kalitesinde yeniden yapmışlar hepsi okumuş çocuk.
Ben eski Türkiye ne yer ne içer, ne giyer, sokakları dağları tepeleri nasıl diye filmin siyah -beyazı falan demeden Erler Film hesabından seyrediyorum.
O eski filmler bugünlere göre çok kısa.
Ahlat ağacı çekmiş mesela Nuri Bilge Ceylan 3 saati aşkın.
Bu eski filmlerden 80 dakika olan bile var. Çoğunluğu iki saati bulmuyor.
Yakında seyrettiğim film 1968 yapımı “Efkarlı Sosyetede” idi. Yönetmen Türker İnanoğlu.
Film ilerledikçe beklentimin ötesinde bir kaliteyle karşılaştım. İyi film. Zaten İMDB puanı da fena değilmiş. Yaşıtlarına göre baya yüksek.
Filmde Rüknettin Püsküloğlu diye matrak adlar seçmiş senarist. Komedi filmi gibi ama değil .
Sağlam felsefi önermeler de var filmde. Ders alınacak türden.
“Ne kadar zengin olsan da yiyemezsin gülemezsin kendine gel”
Filmden bazı ilginçlikler saptadım :
Türkiye’de sağlık sorununa çare bulamayan büyük zengin Rüknettin Püsküloğlu , Avrupa’ya gitmek için İran Air ‘i kullanıyordu Yeşilköy Havaalanında. Ekranda taksi yapan İran Air yazılı Boeing gördük. Sanırım filme ekleme. Gidip havaalanında çekmemişlerdir adamlardan 2 saniye görüntü istemişlerdir.
Uçağa binemedi gerçi, “ 4 dakika ile kaçırdın dedi yazıhaneci”. Belediye otobüs durağı sanki. Aslında belki daha rahat.
Bi zaman önceye kadar Adana Şakirpaşa Havalimanı da öyleydi. Karşı caddeden koş, hoop uçağa.
1968’de bizim THY vardı. THY taa 1933’de kuruldu. Geldi geçti gün sormak lazımdı, niye THY değil de İran Air uçağı geçti sahneden, gizli bir reklam mıydı, o yıllar böyle araya reklam atmak var mıydı?
Hüseyin Baradan’ı sürekli yan rollerde görmeye alışık bizim kuşak için adamı jön adayı görmek de şaşırttı. Jöndü ama kızı alamadı, vermediler. Kız da istemedi zaten.
O yıllarda diş hekimliği çok gelişmediğinden midir nedir, adamcaz filmi epey onarıma gereksinimi olan dişlerle oynamış. Ağzını açtıkça bir tuhaf oldum.
Velhasıl, filmi öneririm herşeyiyle.
Mal mülk mutluluk yalan dünya açısından seyredenlerin içini ferahlatacak bir film olmuş.
1968 kamerasından sokaklara, tepelere, boğaza bakarken 400 km doğuda bir yerde Karabük’te o sıra ben yokum abim 14 yaşında Gerede’de ortaokul okuyor, ablalarım daha hepsi çocuk.
Sobada hoşaf kaynıyor. En büyük yemeğe yardım ediyor. Annem terzi, bir komşunun ölçüsünü alıyor.
Zaman su gibi akıp gitti avuçlarımızdan.
DOÇ. DR. HABİBULLAH AKTAŞ: 28.09.1969 Karabük doğumlu. Karabük Atatürk Mahallesinde büyüdü. Gazi Mustafa Kemal İlkokulu ve Karabük İmam-Hatip Lisesini bitirdi. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi (İng.) ‘nden 1994 yılında mezun oldu. Selçuk Üniversitesi’nde Dermatoloji ( Cildiye) uzmanlık eğitimi aldı. Isparta Asker Hastanesi, Zonguldak ve Karabük Devlet Hastanelerinde Dermatoloji Uzmanı olarak çalıştı. Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yaptı. 2020 yılında bu dalda Doçent ünvanı aldı. 2024 yılında emekli oldu. Halen hafta içi Düzce Çağsu Hastanesinde çalışıyor. Safranbolu’da ikamet etmeye devam ediyor.